Hocalı Soykırımı ve düşündürdügü


Mehmet YÜCE

Bursa Uludağ Üniversitesi profesörü ve UNEC- TUDİFAK Dekanı

26 Şubat 1992 tarihinde dünya, insanlık tarihinin en korkunç katliamlarından birine uyandı. Sözde medeni dünyanın göz önünde Karabağ bölgesinde Hocalı kasabasında insanlık suçu işlendi. Tarihe kara bir leke olarak geçen katliam /soykırımda Rusya destekli Ermeni kuvvetleri kadın, erkek, çocuk ayrımı yapmaksızın önüne geleni canice, vahşice, insanlık dışı bir hınçla katletti. Bu vahşet bilinçli olarak tasarlanmıştı. Amaç Ermeni vahşeti boyutunu ortaya koyularak sivil halkın bölgeyi boşaltmasını sağlamaktı. İşin ilginç yanı da bu katliam tüm dünyasının gözü önünde yapılırken, hiç kimsenin ses çıkarmamasıydı. Bundan güç alan Ermeni çeteleri de vahşetlerine bir sınır çekmediler. İnsanlık suçunun en dehşetlisini işlediler. İşin ilginç yanı bu suçu işleyenler hukuk önünde hesap vermediler. Aksine ödüllendirildiler. Hocalı Soykırımı’nın baş aktörlerinden olan Robert Koçaryan ve Serj Sarkisyan ilerleyen tarihlerde Ermenistan’ın Cumhurbaşkanlığı görevine getirildiler. Sözde Dağlık Karabağ Savunma Ordusu’nun kurucuları arasında yer alan bu iki isim, Hocalı Soykırımı gerçekleştiğinde de bölgede görev yapmaktaydılar. Zaten soykırımın gerçekleştirildiği tarihte Sarkisyan, Karabağ’daki silahlı Ermeni gruplarının da başkomutanıydı. Dolayısıyla Karabağ Klanı’na mensup Sarkisyan ve Koçaryan’ın Hocalı’da yaşananlardan tamamen haberdardılar. Buna rağmen bu ikili, devlet başkanlığı yaptıkları dönemlerde Batılı liderlerden hiçbir eleştiri almamıştır. Halbuki Ermenistan Savunma Bakanlığı da yapan Sarkisyan, “Hocalıya kadar Azerbaycanlılar bizim sivilleri öldürmeyeceğimizi düşündü. Fakat Hocalı’da biz bunu yıktık.”diyerek soykırımdaki rolünü itiraf etmiştir. O nedenle Hocali soykırımı sadece Ermeni çetelerince gerçekleştirilmiş münferit bir olay değil, Rusya ve Batı destekli Ermenistan’ın bir devlet olarak işlediği bir soykırım suçudur. O nedenle Batı dünyası Ermenilerin vasıtasıyla işlediği insanlık suçunu da yargılanmaktan kaçınmıştır. Ermenistan’a bir yaptırım uygulanmadı. Aksine Ermenistan ödüllendirildi. 23 saatlik Lokal Anti Terör hareketi sonrasında kendi rızasıyla bölgeyi terk eden Ermeniler dolayısıyla Azerbaycan’ı suçlayan Batı sözde insan haklarını savunun kurum ve kuruluşlarına Hocali soykırımına karşı ne yaptıklarını sormak lazım?

Burada bir hususa da değinmek gerekir ki, Hocalı Soykırımı münferit bir olay değil; Umummilli lider Haydar Aliyev’in ifadeleriyle, yaklaşık 200 yıl şovenist Ermenilerin Azerbaycanlılara karşı düzenli olarak gerçekleştirdiği etnik temizleme ve soykırım politikasının devamı ve en kanlı sayfasıdır. Yani 32 yıl önce insanlığı utandıran bu Soykırımı masum ve silahsız bir kasabada yapan Ermeniler, bundan bir asıl önce de Bakü’de, Van’da, Revan’da, Gence’de, Iğdır’da, Erzurum’da, Guba’da, Şamahı’da, Urmiye’de ve daha nice yerlerde masum Türk insanına karşı da yapmıştılar. Yüz yıl önce kullandıkları ilkel ve insanlıktan nasibini almamış olan dedeleri Kulağı Kesik Andranik' in, Hamsamp’ın yöntemleri ile gerçekleştirdikleri soykırımı, torunlarının da Rusya 366. Motorize Piyade Alayında temin ettikleri silahlarla Hocalı’da gerçekleştirdiler.

Sonuç olarak söz de medeni dünyanın gözü önünde Hocalı’da gerçekleştirilen katliam, uluslararası silahlı çatışmaların pek çoğunda olduğu gibi sivilleri hedef almış bir kıyım ve insanlık tarihine geçmiş bir vahşettir. Burada sadece insan öldürülmekle kalınmamış, insanlara dünyada emsali az görünün bir vahşet uygulanmış, insanlık onuru çiğnenmiştir. Bir millete karşı duyulan hınç ve kin ahlaksızca kusulmuştur. Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi göz önüne alındığında, Hocalı katliamının adi suçlar sınıfına girmesinin mümkün değildir. Zira BM Güvenlik Konseyi kararlarında da belirtildiği üzere, Ermenistan devleti silahlı birlikleri ve Yukarı Karabağ’daki silahlı Ermeni unsurlar, 366. Motorize Alay’ın da desteğiyle sivil Türklere yönelik planlı ve sistematik bir eylem gerçekleştirmişlerdir. Hocalı’da yaşanan vahşet , Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ne göre soykırıma maruz kalması suçunun unsurlarıyla örtüşmektedir. Bu suç, Sözleşmenin 6. maddede belirtilen uluslararası bir ceza mahkemesi kurulması ve 9. maddesi uyarınca, Ermenistan resmî makamlarının Hocalı katliamındaki sorumluluğu sebebiyle konunun Uluslararası Adalet Divanı’na taşıması özellikleri içermektedir.

Azerbaycan soykırımdan 32 yıl sonra Hocalı’yı Ermeni işgalinde kurtardı. Ancak mesele burada kapanmamalıdır. Hocalı’da insanlık dışı vahşetin işleyen canilerin hesap vermesi gerekir. Bunun için hem Azerbaycan hem de Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde birbiriyle irtibatlı farklı mesleklere sahip uzmanlardan oluşan bir komisyon kurulmalıdır. Bu komisyonlar uluslararası arenada çok yönlü çalışmalar yürütmelidir. Hocalı’da vahşete maruz kalan insanlar yanında yakın zamanda bulunan toplu mezarlar Ermenistan’ın soykırım suçu işlediğine dair uluslararası arenada Azerbaycan’ın elini kuvvetlendirmektedir. Ayrıca Türk Devletleri Teşkilatı Hocalı soykırımı tanımalı ve bu konuda uluslararası düzeyde aktif bir tutum sergilemelidir. Bununla birlikte Hocalı konulu Türkiye ile Azerbaycan ortak yapımı 6 bölümlük bir dizi yapılmalıdır. Ayrıca Uluslararası nüfuzlu kurumlarla iş birliğine gidilerek Hocalı konulu bir sinema filimi yapılmalıdır. Sonuç olarak Ermenistan hem hukuksal anlamda hem de siyasi anlamda Hocalı soykırımının hesabı vermelidir.


MANŞET XƏBƏRLƏRİ