Naci YENGİN
Son dönemde Türk dünyası, Azerbaycan ve Türkiye ekseninde üretilmeye çalışılan yapay krizler ve gündem maddeleriyle oyalanırken, arka planda son derece kritik bir jeopolitik denklem kurulmaktadır. Bölgesel ve küresel aktörlerin hamleleri incelendiğinde, temel hedefin Türkiye’yi ve Türk dünyasının yükselen nüfuzunu kuşatma-etki ve denetim altına alma stratejisiyle sınırlandırmak olduğu görülmektedir.
Çok Yönlü Çevreleme
Türkiye ve Türk dünyasını; özellikle Türkiye-Azerbaycan özelinde hedef son günlerdeki alan kuşatma girişimi birkaç ana eksende kendini göstermektedir:
-
Krizler ve Hedef Saptırma: Türkiye ve Azerbaycan arasındaki sarsılmaz kardeşlik ve stratejik ortaklık, bazı iç ve dış yapıların denetim ve kontrolü altındaki çeşitli medya, tarikat, cemaat, oluşum, ideoloji çevrelerinin algı operasyonlarıyla yıpratılmaya çalışılmaktadır. İç ve dış kamuoyunu yapay gerilimlerle meşgul ederek asıl jeopolitik tehditlerin gözden kaçırılması amaçlanmaktadır.
-
Bataklığa Sürüklenme Riskleri: Türkiye'yi, özellikle Suudi Arabistan ve Pakistan gibi diğer bölgesel aktörlere destek adı altında, İsrail destekli Husiler ve Yemen denklemine dâhil etme çabaları dikkat çekicidir. Türkiye’nin askeri ve diplomatik enerjisini kendi stratejik önceliklerinin dışındaki sahalarda tüketmesi hedeflenmektedir. Husi güçlerinin yok edilmesi şarttır. Ancak Türkiye’nin bu bahaneyle bölgeye çekilmesi kendi jeostratejik hedeflerinden sapması anlamına gelecektir.
-
İstihbari ve Alan Kayıpları: İsrail başta olmak üzere bazı küresel ve bölgesel güçlerin, Türkiye ve Azerbaycan içindeki bazı yapıları ve nüfuz alanlarını kullanarak stratejik mevzi kazanma arayışında olduğu görülmektedir. Bu durum, Türk devletlerinin karar alma mekanizmalarını ve güvenlik mimarisini, Türk dünyasının ortak geleceğini doğrudan tehdit etmektedir. Bu konunun 30 Ekim 2026’da Ankara’da yapılacak olan 13. Türk Devletleri Teşkilatı toplantısında gündeme getirilmesi gerekmektedir.
Batı-Arap-İran Ekseninin Ortak Paydası
Bölgede görünürde farklı çıkarlara sahip olan Batılı güçler, bazı Arap rejimleri ve İran’ın, Türk dünyasının entegrasyonu (Zengezur Turan Koridoru ve Türk Devletleri Teşkilatı’nın güçlenmesi ve askeri, stratejik, teknolojik, kültürel entegrasyon,... ) karşısında fiili bir paralellik sergilediği açık bir gerçektir.
Türk dünyasının Kafkasya, Orta Asya (Türkistan), Balkanlar, Afrika, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’deki varlığından rahatsız olan bu yapılar, Türkiye ve Azerbaycan’ın doğrudan kara ve ticaret bağlantılarını engellemek ve Türk devletlerinin bağımsız politikalarını sınırlandırmak istemektedir.
Türk Dünyasına Karşı Kuşatmayı Yarmak İçin Yol Haritası
Türkiye, Azerbaycan ve tüm Türk dünyası bu çok katmanlı kuşatmayı boşa çıkarmak için aşağıdaki adımları kararlılıkla atmalıdır.
Algı Operasyonlarına Karşı Temkinli Olma: Azerbaycan ve Türkiye başta olmak üzere Türk dünyası arasındaki ilişkileri hedef alan suni kriz söylemlerine karşı ortak medya ve kamu diplomasisi mekanizmaları en üst düzeyde çalıştırılmalıdır.
Stratejik İttifak ve Odaklanma: Türkiye, kendi milli güvenlik öncelikleriyle doğrudan eşleşmeyen, küresel aktörlerin ve Arap, Fars, Batı, İsrail ve ABD ve İsrail’in yönlendirdiği bölgesel çatışmaların tarafı olmamalı; enerjisini Türk dünyasının entegrasyonuna ve kendi savunma hattına vermelidir. Aynı durum Azerbaycan ve Türk dünyası için de geçerlidir.
Güvenlik ve İstihbarat İş Birliği: Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) bünyesinde güvenlik ve istihbarat paylaşımı derinleştirilmeli, dış odakların iç siyasete ve stratejik kurumlara sızma girişimleri kararlılıkla bertaraf edilmelidir.
Zengezur (Turan) Koridoru: Türkiye, Azerbaycan ve Türk dünyasına karşı kuşatmayı yarmada en kritik hamle, Türk dünyasını fiziki olarak birbirine bağlayacak olan hatların (Zengezur Koridoru, Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor) bir an önce tam kapasiteyle faaliyete geçirilmesidir.
Sonuç ve teklif
Tarihsel tecrübeler göstermektedir ki Türk dünyası, baskı ve kuşatma dönemlerinden ancak ortak akıl, sarsılmaz bir birliktelik ve yüksek tahlil kabiliyeti ile çıkabilmiştir. Bugün karşı karşıya olunan Batı-ABD, Arap-İran ve İsrail eksenli dolaylı kuşatmalar da ancak Türkiye ve Azerbaycan öncülüğünde atılacak basiretli ve dik duruşlu adımlarla boşa çıkarılacaktır.
Türk Dünyası Stratejik Araştırmalar Merkezi (TARSAM) Analiz Merkezi